| Ilgım | Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanıltısı, güneş ışınlarının eğilmesiyle ilgili, gözü yanıltan bir doğa olayı, serap |
| Ilgın | Beyaz ya da pembe çiçekli, çok hafif yapraklı bir ağaçcık (genellikle küçük akarsu kıyılarında bulunur) |
| Irmak | Akarsuların en büyüğü |
| Işık | Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç; nesneleri görmemize yarayan fiziksel erke; Güneş ve benzeri bir kaynağın yaydığı aydınlık |
| Işıl | Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık |
| Işılar | Işıldar, parlaklık verir, parlak, pırıl pırıl eder, şavkır pırıltılı Ay, parlayan Ay, ışık saçan Ay |
| Işılay | Işıldar ışık verir, pırıldar, şavkır, ışıl ışıl yanar, ışık saçar |
| Işılay | Işıldayan bir nesneden çıkan ışık, pırıltı, parıltı, titrek ışık |
| Işıltan | Işıklı sabah vakti, ışıklı tan Işıltı |
| Işın | Bir ışık kaynağından çıkan ve uzayıp giden ışık çizgisi |
| Işıngün | Işılar, ışık saçar, aydınlanır gün; ışıyan Güneş |
| Işınsal | Işınla ilgili, ışın gibi; ışın gönder, ışın sal |
| Işınsu | Işın saçan su, ışıklı su, ışıklı su, parıldayan su, pırıl pırıl su |
| Işkın | Ağaçta yeni sürmüş dal, ince ve taze dal, filiz |