| İçil | Kıyıdan içerde bulunan il |
| İçim | Bir yudumda içilecek miktar; bir şey içilirken alınan tat çok güzel çok alımlı, çok çekici demek olan bir içimsu deyimindede geçer |
| İçli | Kolay duygulanıp incinen, içlenme huyu olan, duygulu |
| İçten | Gönülden, yürekten; cana yakın, candan |
| İlgi | İki şey arasındaki bağıntı, bağ, ilişki; bir şeye karşı duyulan bilme isteği |
| İlgün | El ve gün, bütün ülke, herkes |
| İlhan | Moğol devlet başkanlarının ünvanı; ülkenin başı; ülkenin yöneticisi |
| İlkcan | Genellikle ailenin ilk doğan çocuğuna verilen bir ad, ilk sevgili |
| İlke | Kendisinden vazgeçilemeyecek ana düşünce, uyulması gereken davranış kuralı |
| İlkgül | (Ailede ilk doğan kız çocuğuna konur) güllerin ilki, ilk gelen gül |
| İlkgün | (Ailenin ilk doğan çocuğuna verilen ad) ilk doğan ve aydınlatan |
| İlkim | İlk çocuklara verililen ad. |
| İlkin | (İlk çocuklara verildiği gibi, ikiz doğumda ilk doğana da verilir) ilk önce, ilk kez, önce |
| İlkiz | İlk açılan iz |
| İlknur | İlk ışık |
| İlköz | "Kişinin özünden ilk doğan" anlamına ilk çocuk için konan bir ad |
| İlksel | (İlk çocuk ya da ikizlerden ilk doğan için), ilk gelen sel |
| İlksen | "İlk sen doğdun, ilk çocuğumuz sensin" anlamında, ilk çocuğa verilen ad |
| İlkutlu | Kutlu ülke, kutsal ülke |
| İlkyaz | Kıştan sonra gelen güzel mevsim, ilkbahar |
| İlter | Yurdu koruyan, yurdu savunan, yurtsever |
| İmge | Düş, hayal, görüntü, tasarım |
| İmren | ("İmrenmekten buyruk") sana bakan imrensin |
| İnal | İnanca veren, güvenilir; han kızı |
| İnce | İnce yapılı; kalınlığı az olan; düşünce, davranış bakımından incelik gösteren |
| İnci | İstiridye ve benzeri kabuklu deniz hayvanlarını içinden çıkan, süs eşyası olarak kullanılan, sedef renginde, çok değerli, yuvarlak ve sert tanecik |
| İncigül | İnci tanesi ve gül gibi güzel |
| İpek | İpekböceğinin kozasından çıkarılan çok ince ve parlak tel; bu tel ile dokunmuş (kumaş) ince ve yumuşak |
| İpekel | İpek gibi yumuşak el |
| İpekten | İpek gibi, ipekten yapılmış; teni çok güzel olan, ipek tenli |
| İrgün | Günün çok erken zamanı |
| İstek | Bir şeye duyulan içsel eğilim; birinden yerine getirilmesi istenilen şey |
| İşcen | Çok çalışkan, çalışmayı işi seven |
| İyem | İyilik, güzellik |
| İyimser | İyi şeyler düşünen, her konuda, kötü şeyleri düşünmeksizin umutlu olan, herşeyi iyi yönüyle gören |
| İzgen | İzi geniş |
| İzgi | İyi, güzel, doğru, akıllı, zeki |