| Öcal | Sana yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al |
| Ödül | İyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen armağan |
| Öğünç | Övünülecek şey, kıvanç, övünç |
| Öğüş | Torun; çok; övme biçimi, övüş |
| Öğüt | Birine, yapması ya da yapmaması gereken şeyler üzerine söylenen söz |
| Öke | Olağanüstü yetenekleri olan kimse, dahi |
| Ökmen | Akıllı, zeki |
| Ökmener | Akıllı, yiğit, zeki yiğit |
| Öksel | Akılla ilgili, zeka ile ilgili, ussal, akılsal |
| Öktem | Yürekli, yiğit, güçlü, görkemli; ünlü |
| Öktemer | Yürekli yiğit, güçlü yiğit, görkemli yiğit, ünlü yiğit |
| Ökten | Güçlü, yiğit |
| Önal | Önce davran, başa geç |
| Önalan | Önce davranan, önde giden, başa geçen |
| Öncel | Birine göre kendinden, önce gelen, selef; yol açan, yol gösteren |
| Öncü | Önder, yol gösteren, önde giden, bir işte yol açan |
| Öncüer | Önde giden yiğit, öncülük eden yiğit |
| Önder | Yol gösterici, kılavuz; büyük bir işte, toplumsal bir olguda önde giden, kendine başkalarını uyduran ve onları yöneten kimse, şef, lider |
| Önel | Bir işin yapılması için verilen süre |
| Önem | Bir şeyin nitelik ya da nicelik yönünden değeri olma durumu, değer |
| Öner | (İlk ya da ikiz doğumdan önce doğan çocuk için) önde gelen yiğit önde giden erkek |
| Öngör | Önceden gör, ilerde olacakları sez. |
| Öngören | Önceden gören, önceden kestiren |
| Öngün | Önemli bir günün ya da bir bayramın öncesindeki gün, arife |
| Önol | Önderlik et |
| Önsel | Hiçbir denemeye dayanmadan, yalnızca akıl yordamıyla |
| Önsoy | Önde gelen soy |
| Önumut | Önde gelen umut, ilk umut |
| Örsal | Örsü al |
| Örsan | Örsü an |
| Örsel | Örs gibi sağlam el |
| Örskan | Sağlam kan, örs gibi sağlam kan |
| Över | Bir kimsenin ya da bir şeyin iyiliklerini söyleyebilerek onun Değerini belirtir. |
| Övgü | Övmek için söylenen güzel söz, övme |
| Övgün | Övülen kimse |
| Övül | Başkasınca beğenil ve iyiliklerin söylensin |
| Övün | Kendi kendini öv, kendini yücelt |
| Övünç | Bir niteliği nedeniyle övünme işi, sevinme, sevinç, kıvanç |
| Övüş | Birinin iyiliklerini söyleyerek beğenildiğini belirtme, Övme biçimi, övme yolu |
| Öz | Bir kimsenin benliği, içsel varlığı; bir şeyin temel öğesi (mecaz olarak) ana nokta, can alıcı nokta, ana öğe, bir şeyin en güçlü kısmı, özü, içine arılığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan |
| Özak | Özü ak, özü beyaz, ak öz, beyaz öz |
| Özakay | Özü ak ay, özü beyaz Ay |
| Özal | Özü kırmızı, özü al renkte, gerçek al, |
| Özalp | Özü yiğit, öz yiğit |
| Özarı | Özü temiz özü arı |
| Özay | Özü Ay gibi |
| Özbay | Özü zengin |
| Özberk | Özü sert, özü sağlam |
| Özbey | Özü bey |
| Özbilen | Herşeyin özünü bilen, az ama öz bilen |